Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Arapça dersinde de mi Atatürk?!

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak / Atasoy Müftüoğlu

Türkiye ve Bölgede Demokratikleşme Süreci

  
.: Yazarlar :.

 
Entelektüel savrulma
26/12/2011 - 21:38

Ferhat Özbadem

İnsan hayatında önem arz eden ölçüler umumiyetle birçok kere vuku bulan olaylardan edinilen tecrübelerden sonra şekillenir. Bazen okunan bir kitabın etkisi bazen bir söyleşinin zihinde bıraktığı iz ile yeni açılımlar için düşünce dünyamızı tekrar gözden geçiririz. Yazı etiği açısından isim ve yer belirtmeden varolan bir tıkanıklığın, problemin, savrulmanın bamteline harfler ile dokunalım.

Entelektüellerin kitaplarını, köşe yazılarını, internetteki yazılarını, röportajlarını okudukça ‘’zaman içinde savrulmayan kim kaldı? ‘’ sorusunu kendime daha çok sorar oldum. Ölçüsü ve usulü olmayan akademisyenlerin olaylar yaklaşımı, süreci değerlendirmeleri ve süreci yönlendirmeleri hiçbir zaman bu kadar pragmatist olmamıştır diye iç geçiriyorum. Tabi bu konuda istisna olan birkaç akademisyeni tenzih ederek tespitimi ifade ediyorum. Gerek yaşadığımız coğrafyada gerekse dünyanın farklı coğrafyalarında entelektüellik en sığ, en etiksiz, en savrulmuş halini yaşıyor.

 

Egemen paradigmaya karşı duruşu ile durduğu yere gelen entelektüellerin bugün egemen paradigmanın savunucusu durumuna gelmiş olması onlarca develasyondan daha beter bir yıkıma sebep olmaktadır. Bu yıkımın farkı ilk etapta fark edilmemesidir. Gelişim ve değişim pozitif anlamda olduğu zaman iyidir. Maalesef günümüzde bunun örneğini bulmak çok zor. Entelektüeller işlevini yerine getirmeyince doğru ile yanlış yer değiştirmekte birkaç iyi gelişmenin yanında var olan onlarca kötü durum perdelenmektedir. Gerektiğinde otoriteye karşı tavrını sergileyen, sözünü esirgemeyen bir anlayıştan, otoritenin yanlışlarını tevil yolu ile doğru gösterme sanatı icra etme pespayeliği ile karşı karşıya kaldık maalesef.

 

Mevcut paradigmaya her türlü karşı olunması gerekirken, maddi kazanç ve popüler olma kaygısı ile işlevini kötüye kullanan bir entelektüel sapma ile yüz yüzeyiz. Ezilenlerden ve zayıf olanlardan yana tavır alınması gereken yerde güç odakları ile birlikte aynı çerçevede olmanın hazzını yaşayan bir vasatta bu duruma itirazı olan entelektüellerin seslerinin kısık çıkması hem ironik hem de paradoksal bir sonuç doğuruyor. Yüzlerini hak ve adalet penceresine çevirmesi gerekenler, yüzlerini güç, ihtiras ve otoriteye çevirince gerçek ile yalan birbirinden ayırt edilemez oluyor. Örneğin, insan hayatı ile dengeler arasında tercih söz konusu olduğunda dengelerden yana tavır alan yaklaşım gerçeği tersyüz edip topluma sunabilmekte ve toplum bu yanlış algıyı kabul edebilmektedir.

 

Toplumdaki bireylerin düşünceleri ve tespitleri genel olarak entelektüellerin kitap ve diğer yazımsal çalışmalarından beslenmektedir. Savrulmuş entelektüellerin sayısı arttıkça toplumdaki yanlış yönlendirilme ve yanlış tespitler artmaktadır. Bu durum, entelektüelleri ön plana çıkaran medyanın gücü ile de ayrıca ilgilidir. Gazete köşelerinde, dergilerde, internet medyasında ve TV’lerde görüşlerini ifşa etme imkanı bulan entelektüellerin günahına medyada ortaktır. İyiye doğru gidiyoruz, iyi işler oluyor edebiyatı ile yitirdiğimiz değerlerimiz ve kaybettiğimiz eleştiri kültürümüz perdeleniyor. Bu gidişe karşı erdemli bir duruş sergileyen mevcut paradigmayı temellerinden sarsmaya niyetli entelektüeller ise kirli propaganda ile saf dışı bırakılmak isteniyor. Bu meyanda, erdemli entelektüellerin dayanışma eksikliğine de işaret etmek gerekiyor.

 

 

 

 

Paradigma ile mesafeli duran entelektüellerin ise ilk önce seküler ve asabiyet reflekslerinden kurtulmaları gerekiyor. Kendi toplumunun dinamiklerine sahip çıkmayan entelektüeller yine egemen güçlere bir şekli ile hizmet ediyorlar. Onların hesabına gelen söylemler ortaya koyuyorlar. Toplumun sosyal dokusunu önemsemeyen bir entelektüel ancak kendi dünyasında kendisini tatmin etmiş olur. Eğer entelektüeller sorumluklarını hakkı ile yerine getirmiş olsalar, bugün hak arama eylemlerinde otoriteden yana söylemleri dillerine pelesenk etmek yerine meydanlarda hak arayanların yanında olurlardı. Bu entelektüeller görevlerini yerine getirmeyince, toplumun ayrışması yanlısı olan bir kısım akademisyenler provokatif ve şiddet içeren yöntemler ile sivil itaatsizlik adı altında piyasaya çıkabilmektedirler. Bu durumun önemli sebeplerinden biri de şiddet ve ayrışmaya karşı sivil itaatsizlik yanlısı entelektüellerin sorumluluklarını icra etmeyip, otoriteden nemalanma ile zaman geçirmelidir.

 

Eleştirmeyen entelektüel eleştirilmelidir. Mevcut paradigmaya muhalif iken savunucusu durumuna gelen otorite ve şakşakçı entelektüelleri eleştirilmelidir. Toplumun içinde duran, toplumun dinamiklerini önemseyen muhalif entelektüeller sahiplenilmelidir. Entelektüellerin sapma ve savrulmalarını ancak toplum içindeki eleştiri ve uyarılar engelleyebilir.

 

Ferhat Özbadem


390

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

26/12/2011 - 21:38 Entelektüel savrulma

18/11/2011 - 21:40 Okumanın Dibacesi

05/10/2011 - 23:20 Müslüman birey seküler yönetim isteyebilir mi?

11/09/2011 - 18:11 Bilgi ve Bilgiye Yaklaşımda İslami Yöntem

15/08/2011 - 14:09 Gündem Notları...

23/07/2011 - 15:33 Dünün Bugünün ve Yarının Paradigması

15/07/2011 - 16:04 Kardeşliği terk edip, Kardeşler ile uğraşmanın vebali!..

06/07/2011 - 10:19 Kur'an Nedir?
 
YAZARLAR  

Mustafa Büyüksoy

Cengiz Duman

Erhan Koç

Atilla Morçol

Ömer Faruk Karataş

Bülent Şahin Erdeğer

Levent Baştürk

Murat İmirza

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Lütfü Şener

M'Ali Uzun

Nurullah Erkoç

Muhammet Elbir Habiboğlu

Nur Dinçkan

Üstad Mevdudi’nin Tasavvuf’a Bakışı
26/04/2012 - 22:58

SÖYLEŞİ  

Kur'an merkezli bir okuma derneği Okuder

Yusuf el Karadavî’nin eserlerini basan Nida Yayınları’ndan Recep Songül ile, Okuder ve Karadavî üzerine konuşuldu..

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Hayrettin Karaman

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

Mustafa İslamoğlu

Selefiyye'den Kur'an Müslümanlığına
09/07/2011 - 22:02

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz