Ali Şeriati'den ilham ile dile getirmek gerekirse, Suriye'de devrimciler Hüseyni bir iş yapmaktadırlar. Geride kalanlar ya Zeyneb gibi davransınlar yahut sussunlar...
Çünkü Hüseyin'in Kerbela'da susuz bedeni nasıl kılıçlarla doğrandıysa bugün Hama'da oruçlu insanların bedenleri aynı zalimlikle kurşunlanmakta...
Hama'da Müslümanlar Ramazan'da ve gündüz gözüyle katlediliyorlar. Stratejik hesaplardan ve diplomatik mesajlardan daha önemli olan bir gerçeğin olabildiğince yalın bir şekilde ifadesinden başka bir şey değil bu.
Sünni Müslümanlar ve Şii Müslümanlar arasındaki bir savaş sonucu hayatını kaybeden insanlardan bahsetmiyoruz. Eğer böyle bir savaşın var olduğuna inanan varsa kendilerini önce Şehid İmam Hasan El Benna'nın hatıralarını sonra da Fethi Şikaki'nin "Şii-Sünni İhtilafı Yapay Bir Kavgadır" başlıklı makalelerini adam gibi okumaya davet ediyorum. Çünkü böyle bir savaş yok. Muaviye'den yana olan bir Sünni görmedim ben henüz. Ancak öyle tuhaf bir zamanda yaşamaktayız ki, ortalık koşulsuz bir şekilde Hüseyin'i desteklemeyen Şiilerle dolu. Dolayısıyla bir Şii-Sünni savaşından değil, Hak-Batıl mücadelesinden yahut, Müslüman-Zalim ayrışmasından bahsetmemiz mümkündür.
Yaşadığımız günler tuhaf çünkü bugün Kerbela gününü yaşasalardı ve mantık örgüleri aynı şekilde işleyecek olsaydı, İranlı diplomatlar anlaşılan Yezid'den yana olacaklardı. Çünkü Şam diyarı Doğu Roma İmparatorluğu'na karşı yürütülen fetih hareketinin merkeziydi. Hüseyin'in kıyamı "fetih ekseni" içerisinde bir kırılmaya yol açtığı için doğru sayılamazdı. En iyimser ihtimalle haklı olsa dahi desteklenmesi uygun düşmezdi.
Bugün İsrail ve ABD'ye karşı direniş hattının çok mühim bir parçası olduğu öne sürülen Esad rejimi bu yüzden desteklenmiyorsa neden destekleniyor olabilir? Bu sorunun üzerine çok kafa yormama karşın, yukarıda bahsettiğim gerekçeden daha ciddi bir açıklama bulabilmiş değilim.
Zaten neredeyse her gün aynı argümanlarla karşılaşıyoruz. "Suriye muhalefeti Hizbullah'a karşı", "Suriye olayları üzerinden İran'a saldırılıyor.", "Hizbullah' karşı kirli bir savaş yürütülüyor."... Bütün bunların hepsi doğru olsa dahi Suriye muhalefetinin taleplerinin haklılığı tartışılabilir mi? Öncelikli olarak cevaplanması gereken soru bu.
Şu durumda eğer Şam rejimine isyan eden Hüseyin'in kıyamını haksız görüyorsanız, Suriye'deki devrim hareketini haksız görebilirsiniz. Diyecek tek bir lafım, öne sürecek tek bir argümanım yok.
Ancak siz Hüseyin'in zalime karşı kıyamından bahsediyorsanız...
Oklarla vurulan minicik evladını kaldırıp, "Ya Rabbi, bu kurban Sana, kabul et..." sözünü insanlara anlatıyorsanız...
Bütün bunlardan sonra, Suriye'deki devrimcilerin içerisinde ciddi bir yer tutmayan sürgündeki muhalefeti merkeze koyup, devrimcileri muhaliflerin siyasi hesaplarına kurban ediyorsanız...
Hama'daki olayların sorumluluğunun bir kısmını Esad'ın sırtından alıp başka birisiyle paylaştırmak için çırpınıp duruyorsanız...
Daha da ilginci, esasında her birisi Hüseyin'in kıyamına karşı öne sürülebilecek argümanları devrimcilere karşı kullanarak onları direniş hattında çatlak oluşturmakla alttan alta suçluyorsanız...
İsrail'e karşı direnişin merkezi olarak gördüğünüz Hizbullah'ın uğraması muhtemel zararı öne çıkartıp, katledilen insanların ortasında olduğu zulmü bulanıklaştırıyorsanız...
O vakit söyleyebileceğim tek şey şudur: Arkadaş Sen Muaviye'nin Şam rejiminin yerine İran'ın stratejik çıkarlarını koyuyor, bugünün Hüseyinlerinin İran rejiminin çıkarlarına kurban edilmesine karşı açıkça tavır almaktan imtina ediyorsun. Ağzına artık Hüseyin'i, Aşura'yı, Ehl-i Beyt'i almamalısın. Çünkü Senin hesabınla Hüseyin yadsınmalı, Muaviye'nin yanında olunmalıdır. Sen dilinle Hüseyin'e ağıtlar yaktığın halde elinle Muaviye'ye hizmet etmek gibi bir garabet içerisindesin.
Ben ise şunu öneriyorum: Ali Şeriati'den ilham ile dile getirmek gerekirse, Suriye'de devrimciler Hüseyni bir iş yapmaktadırlar. Geride kalanlar ya Zeyneb gibi davransınlar yahut sussunlar...
Çünkü Hüseyin'in Kerbela'da susuz bedeni nasıl kılıçlarla doğrandıysa bugün Hama'da oruçlu insanların bedenleri aynı zalimlikle kurşunlanmakta...
Ve hakikat şu: Bazen en büyük erdem çenesini kapatmayı bilmektir.
El insaf.. Haşa Hz.Hüseynin tertemiz kıyamı ile insanlık düşmanı ABD ve FRANSA 'nın desteğinde kirlenen kirli suud 'un katar 'ın dolarları ile kirletilen SURİYE muhalefeninin ne alakası var. Siz sadece ABD ve FRANSA 'nın sözüm ona Kerbala 'da neden bulunduklarını düşünün.. Biz gerisini anlarız. Sizin mantığınıza göre ABD ve FRANSA israil 'i korumak İÇİN Mİ haşa HZ.hüseyin diye ifade ettiğiniz SURİYE muhalefetine destek veriyorlar... Sizin orda Kerbela ve Hüseyin 'in şanlı kıyamı haşa AMERİKANVAR mi gözüküyor.? Öyle mi okuyorsunuz bütün zalimlere uzak olması küfürden reberri etmesi gereken HÜSEYNİ?