Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim
  KURAN ÇALIŞMALARI     SÜNNET-HADİS     İSLAM DÜŞÜNCESİ     HUKUK-İKTİSAT-FIKIH     USÛL-METODOLOJİ     DİNLER TARİHİ     KİTABİYAT  

Arama

'Türkiye İslam'ı sekülerleştirmemeli, sekülerliği İslam'laştırmalı' Mevlana Vahiduddin Han

Arapça dersinde de mi Atatürk?!

Kürşad Atalar'la Toshihiko İzutsu ve oryantalistler üzerine...

İhtiraslar ve Muhterisler Çağında Yaşamak / Atasoy Müftüoğlu

Türkiye ve Bölgede Demokratikleşme Süreci

  
.: Yazarlar :.

 
Cahiliyyet
31/07/2011 - 18:28

Nur Dinçkan
Bu içinde yaşadığımız asra nasıl olurda cahiliye asrı diyebiliyoruz? Birçok kimse cahiliyetin,İslam'dan önce Arap yarımadasında, zamanın belli bir diliminde yaşanıp, bitmiş bir asır olarak görüyor...
Bu insanlardan iyi niyetli olanlar, olayı hiç tartışmadan, Hz. Peygamberin risaletinden evvelki arap sosyal hayatını Kur'an-ı Kerim'in ifade ettiği gibi kabul ederek, bu dönemin İslami devreye nazaran tam anlamıyla bir cahiliyet olduğuna inanırlar.
Kötü niyetlilere gelince,Hz. Peygamberin "ırkçılığa davet eden bizden değildir"(Müslim,Nesai,Ebu Davud.)anlamındaki hadis-i şerifle vasfettiği asra bakarak,ırkçılık gibi İslam'ın reddettiği bir anlayışa kapılarak,arap cahiliye asrının ,Kur'an'ın belirttiği cahiliye asrının olmadığını tartışır ve savunurlar.Bunlar oryantalistlerin son araştırmalarında iddia ettikleri gibi Arabistan sınırlarında Bizans ve Sasanilerle yapılan ilişkiler sonucunda kazanılan bilgi ve medeniyetlerin olduğunu savunurlar.Onların cahiliyet devri hakkındaki ölçüleri bu olunca ,yirminci asırda cahiliyetin varlığı ,tasavvur bile edemiyecekleri kadar mevcut ve yaygındır.
Bu iki grupta ,cahiliyetin anlamını ,Kur'an-ı Kerim'in kaydettiği anlamda ,gerçek mahiyet ve hakikatini asla anlayamamıştır.
İyi niyet sahibi insanlar cahiliyeti o günkü arap toplumundaki ,kaba ve basit anlamıyla bir şirke ,ilkel bir putperestliğe,kan davalarına ,ahlaki rezaletlere hasrederler.Yani bunlar cahiliyetin dış tezahürlerine aldanarak bunları cahiliyetin kendisi diye kabul ederler.Bundan dolayı onlar cahiliyeti bu sınırlı çerçeve içinde kabul edip tarihin belli bir diliminde yer küresinin belli bir bölgesinde ,Arap toplumu içinde görerek bunun asla bir daha dönmemek üzere geçip gittiğini zannederler
Kötü niyetliler ise,cahiliyeti, ilim,medeniyet ve kalkınma fikri ,sosyal,politik ve ekonomik değerlerin karşıtı zannederler.Bu kanaatleriyle ,o günkü arapların cahil olmadıklarını ,bazı bilgilere ,birçok medeni kavram ve değerlere sahip olduklarını ; medeniyet ve ilerleme anlayışlarından habersiz olmadıklarını ; mertlik ve cesaret,mazluma yardım etmek ,şeref,haysiyet ,itibar ve buna benzer özellikler uğruna canlarını feda etme gibi faziletlere sahip olduklarını ileri sürüyorlardı.Bunun içindirki ,Kur'an'ın o devri cahiliyet diye vasıflandırması tarihi bir gerçek değildir.Yine bu sebepten dolayı yirminci asr onların nazarında insanların rüyalarında bile göremeyecekleri ,beşeri yükselişin doruğudur.
Bunların hiçbiri;ne iyi ne de kötü maksatlılar cahiliyyetin gerçek anlamını , Kur'an-ı Kerim'in kastettiği şekliyle anlayamamışlardır.
Aslında cahiliyet ;Kur'an-ı Kerim'in kasteddiği gibi ,Allah'ın indirdiği hükümleri kabul etmeyen ,Kur'an ahkamıyla hükmetmeyi reddeden düzenli bir sistemdir.Cenab-ı Allah ,"Onlar hala cahiliyye devrinin o kötü hükmünümü istiyorlar?Şüphesizki kanaata sahip olacak bir kavim için ,hükmü Allah'tan daha güzel olanda kimdir?"(El-Maide,50)
Buna göre cahiliyet ;Allah’ı tanıma ,O’nun hidayet yoluna girme ve yine Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmenin zıttı ve muhalifidir.Yoksa o ilim ,kalkınma ,medeniyet ve büyük çapta üretimin karşıtı bir nizam değildir.
Kur’an-ı Kerim asla, cahiliyet devri Araplarının astronomi ,fizik,kimya,tıbba ve politik rejimlere iltifat etmedikleri ,maddi üretim alanında geri kaldıkları,bazı manevi değerlerden mahrum kaldıkları için cahiliyet içinde yüzüyorlardı diye ifade etmemiştir.
Aksine Kur’an-ı Kerim ,heva ve heveslerine uyup,Allah’ın hakimiyetini reddettiklerinden dolayı onlara cahiliyet yerine İslam’ı verdi.
“Cahiliyet” bu “nefsi hevaya” denktir,eşittir,aynı şeydir.
Nefs ve arzularına uyanlar Allah’ın hükümlerini reddedip ona tabi olmayan kimselerdir.Onlar sırf bu sebepten dolayı cahiliyet içindedirler.
Gelelim yirminci asrın cahiliyetine…Bu asrın cahiliyeti ,ondört asr önceki Arapların cahili toplumundan daha korkunç bir cahiliyete sahiptir.Daha doğrusu yirminci asrın cahiliyeti ,aslında insanlık tarihinde ve yeryüzünde görülen en korkunç cahiliyettir.
Arap cahiliyeti sade ve basitti. Onlar bir takım somut putlara taparlar, birçok sapık saçma adetlere bağlanırlardı.
Çağdaş cahiliyete gelince; o daha korkunç,daha çirkin ve daha yıkıcıdır.
“İlim” cahiliyetidir o!
Deneyler,araştırmalar ve nazariyeler cahiliyetidir…
Toprağa kök salmış,iyice yerleşmiş sistemler cahiliyetidir.
İnsanlığın yok edilmesine yöneltilmiş planlı,metodlu ,ilmi temellere oturtulmuş,tarihte eşine rastlanmayan hile ve tuzaklar cahiliyeti !..
Bu çağdaş cahiliyet, insanları Allah yolundan uzaklaştırıp,hidayetten nefret ettirmek için büyük gayretler sarfetmiştir. Bunun için insanın yaşadığı hayat tarzına Allah’ın emrettiği açıdan değilde diğer bütün muhalif açılardan baktırıp, meseleyi o açılardan yorumlayarak ona başka bir çehre giydirmiş ve olayı saptırmıştır.
Cahiliyetler dış görünüşleri ve bölge açısından değişiklikler arzedersede düşünce ve etkileri açısından tarih boyunca birbirlerinden ayrılmaz benzerlikler arzederler.
Mesele ne olursa olsun , insanlar kolay kolay içinde bulundukları sapıklığın farkına varamazlar.Farkına varsalar bile ,Allah’ın emrettiği hidayet yolundan uzaklaştıkları için sapık yolda olduklarını anlamaları zordur.
Başlangıçta insanlar bunu kabul etmeyeceklerdir.İnsanların bugün içinde bulundukları sıkıntılı hayatın , Allah yolundan uzaklaştıklarından dolayı olduğunu bir türlü kabul etmeyeceklerdir.
Çağdaş cahiliyet ,onlara bu sıkıntılı hayatın , kapitalizmden veya sınıf mücadelesinden, ferdi mülkiyetten veyahut toplum içindeki kaçınılmaz tezatlardan ,yahut ekonomik baskılardan vs…den olduğunu iyice telkin etmiş ve bir defa bile olsun Allah’ın yolunun , sünnetinin emrettiği yaşama tarzının hayat gerçekleri ile yakın veya uzak bir ilişkisi olduğunu asla söylememiştir.
İslam’ın gelişinden beri geçen ondört asırlık zaman içinde insanlığın hayatı gelişti veya diğer bir tabirle değişti.İnsanlarda bir üçüncüsü olmayan iki ayrı guruba ayrılıp, gittiler. Müslümanlar ve cahiliyet içinde yüzenler. Her bir gurup kateddiği gelişmeler içindeki durumuna göre devam edip geldi.Bunlardan bir gurup Allah’a tam anlamıyla iman edip onu tanıdı ve hükümlerini hayatlarının her safhasına uygulayarak her konuda İslami hükümleri hakim kıldılar. İşte bunlara “ müslümanlar “ diyoruz. Diğer gurup da Allah’a gerçek anlamıyla inanmayıp ,O’nu gerçek yönüyle tanımayıp,O’nun hidayet yoluna girmeyerek , O’nun şeriatının hükümleriyle hükmetmediler. Bunlara da “cahiliyet içinde yüzenler, cahiliyet mensupları” dendi. İster resmi kayıtlarda ,kimliklerinde”müslüman oldukları yazılı olsun ve isterse kendilerine “müslüman” adlar taksınlar gerçekte cahiliyet mensubudurlar onlar.


918

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

31/07/2011 - 18:28 Cahiliyyet

05/07/2011 - 22:55 Hakiki Zevk

23/06/2011 - 09:45 Açıktaki gizli putlar...

18/06/2011 - 11:16 İnanç gerekli midir, değilmidir?

09/06/2011 - 11:38 Müslüman'ın hayatında Müslümanlığın yeri

07/06/2011 - 23:54 Kötü bir dünyada iyi bir müslüman

02/06/2011 - 00:07 Ömrün Beş Mevsimi
 
YAZARLAR  

Mustafa Büyüksoy

Cengiz Duman

Erhan Koç

Atilla Morçol

Ömer Faruk Karataş

Bülent Şahin Erdeğer

Levent Baştürk

Murat İmirza

Adem İnce

Ferhat Özbadem

Lütfü Şener

M'Ali Uzun

Nurullah Erkoç

Muhammet Elbir Habiboğlu

Nur Dinçkan

Üstad Mevdudi’nin Tasavvuf’a Bakışı
26/04/2012 - 22:58

SÖYLEŞİ  

Kur'an merkezli bir okuma derneği Okuder

Yusuf el Karadavî’nin eserlerini basan Nida Yayınları’ndan Recep Songül ile, Okuder ve Karadavî üzerine konuşuldu..

EDİTÖRDEN  

Islah ve İhya : Fikribeyan 3 yaşında

Mümin olmak: Bize bazı belli başlı görevler üstlenmemizi gerektirir. Bu görevler zaman ve şartlar ekseninde Öncül olma yönünden değişiklik gösterir. Çağımız putperestliğinin Doğu. Batı, Asya, Afrika gibi değişik coğrafyalarda değişik tezahürlerini görmemizi ve tahlil etmemizi iletişim araçları vasıtası ile kolayca tahlil etmemizi değerlendirmemizi sağlamaya yönelik ciddi bir iletişim çağı olduğu hesaba katılırsa biz Müslümanların bu iletişimden ve onun getirilerinden faydalarından mesul olduğumuz gerçeğini bize yansıtır.

İKTİBAS  

Prof.Dr.Hayrettin Karaman

Prof.Dr.Yasin Aktay

Prof.Dr.Saffet Köse

Prof.Dr.Şinasi Gündüz

M.Beşir Eryarsoy

Prof.Dr.Ahmet Ağırakça

Prof.Dr.Tahsin Görgün

Prof.Dr.İbrahim Sarmış

Prof.Dr.Sönmez Kutlu

Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Muhammed Abid Cabiri

M.Muhtar eş-Şankiti

Dr.Muhammed Ammara

Mustafa İslamoğlu

Selefiyye'den Kur'an Müslümanlığına
09/07/2011 - 22:02

VİDEOLAR  

Şehid Seyyid Kutub belgeseli (Video)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (1)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (2)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (3)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (4)

"Gelenek ve Modernite arasında İslam" Ebubekir Sifil - R.İhsan Eliaçık (5)

 
 
Künye Günün Haberleri Sitene Ekle Ana Sayfa Yap Üye Ol Üye Girişi İletişim

Copyright © 2009 FİKRİ BEYAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz