Eserlerin başında yer alarak esere dair bazen kısa bazense başlı başına bir kitap olacak uzunlukta sunulan mukaddimeler eseri anlama adına okuyucuya çok yardımcı olur. Tefsir kitaplarında ise öyle mukaddimeler vardır ki bazıları başlı başına tefsir usulü eseri mahiyetindedir ve kendisinden sonrakilere de kaynaklık eder. Raflarda yerini yeni alan Mukaddimetü Câmi‘i’t-Tefsir bunun en güzel örneklerinden biri.
Hatta öyle ki Ömer Nasuhi Bilmen bu eserden bahsederken Isfahânî’nin o kıymetli tefsirinin bu mükemmel mukaddimeden ibaret olduğunu söyler.
İşte o müthiş eser
Rağbet Yayınlarından Tefsire Giriş adı ile basılan bu tercüme Râgıb el-Isfahâni’ye ait Câmi‘i’t-Tefsir isimli tefsirin Ahmed Hasen Ferhat tarafından tahkik edilen mukaddimesi. Türkçeye kazandıran isim Dr. Celalettin Divlekci.
Isfahânî, tamamlayamadığı tefsirine giriş olarak yazdığı bu büyük metinde hem dili ilgilendiren konular üzerine durmuş hem de anlama problemine dair başlıklar açmıştır. Konuları incelerken âyetlerden, hadislerden örnekler vermiş, bazense şiirlere, beyitlere yahut Arapçada yerleşik kullanımlara yer vermiştir. Zor konuları bile çok açık şekilde anlatmış bazen karşıt/farklı görüşlere yer vererek onları çürütme yoluna gitmiş bazen ise konu hakkında -bugünün okurunun dahi aklına gelebilecek- bazı soruları kendisi sorarak cevaplamıştır.
Okunması da kolay
Suat Yıldırım hocanın takrîz yazdığı kitabın kapağını kaldırıp karıştırdığımızda ana başlıklar haricinde metin içine yerleştirilmiş yan başlıklar görüyoruz. İçindekilere de alınan bu yan başlıklar kitaptan istifadeyi kolaylaştırıyor. Hem muhakkıkin hem de mütercimin dipnotları ise eseri zenginleştirirken yine okurun konuları daha iyi anlamasına hizmet ediyor.
İçindekilerde ise ilgi çekici birçok başlık var. Hepsini yazmak zor ama birkaçına yer vermek gerekirse: Sözün kısımları, Çokanlamlılık, Hitabın muhatap tarafından anlaşılmasına engel olan hususlar, Kur’anın içerdiği söz çeşitleri, Tefsir ve te’vil çesitleri, Hakikat ve mecaz, Nesh ve tahsis, Müteşâbih âyetlere dair, müfessirin nitelikleri, Kur’an’ın i‘caz’ı vb.
Şuna da değinmek isterim ki bu tür klasik eserleri anlaşılır ve akıcı şekilde bir diğer dile aktarmanın birçok zorlukları vardır. Biz yayın dünyasında maalesef buna çok zaman dikkat edilmediğini görürüz. Fakat eskilerin dediği gibi özensiz çeviriler, hem esere hem yazara hem de okuyucuya ihanettir. Tefsire Giriş bu yüzden sadece içeriği ile değil özenli çevirisi ile de öne çıkması gereken bir eser. Çevrilirken gösterilen bu ihtimam sebebiyle eserin, aslında çoğunlukla teknik konuları içermesine, bu yüzden de bu alanda çalışanlara hitap etmesine rağmen kendi başına tefsir okumaları yapan ve bunu ileri düzeye taşımak isteyen tefsir alanında amatör diyebileceğimiz okuyucunun da istifadesine açık olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Suat Yıldırım’ın takriz yazısı için tıklayınız.
Esra Toprak / Dünya Bizim