|
Balfour Deklerasyonu (93) Yahudi devletini doğurur mu? Yönetim Kurulu Sekreteri Yaser Abd Rabbo “1967 sınırlarında bir devlet kurulursa Yahudi devletini tanıyacağız” dedi. Balfour Deklerasyonu dönüş hakkının düşürülmesine ve BM’nin 194 No’lu kararının ihmal edilmesine sebep olur mu? Başkan Mahmut Abbas bir ay önce bir İbrani gazetesine “Gazze ve Batı Şeria’da kurulacak bir Filistin devleti karşılığında tarihi haklarımızdan vazgeçmeye hazırız” demişti.
Balfour (93) Kudüs’ün yitirilmesi ve Yahudileştirilmesi gölgesindeki doğrudan müzakerelerdir. Balfour (93), Burak Meydanı’nda heykelin inşa edilmesi, Aksa’nın çatısı altında bulunanların ele geçirilmesi, otoparkların, polis merkezleri, bağlantı tünelleri, tarihi şehirlerin kurulması, Aksa’nın yıkılması ya da doğal sebeplerden ötürü çökmeyle karşı karşıya olması yönünde ilerleyen Kudüs zamanıdır.
Balfour (93) 1965 yılında mücadele ve özgürlük felsefesi üzerine kurulmuş en büyük Filistinli örgüt olan Fetih’in silahlı mücadelesinin ve özgürlük teorisinin düşürülmesidir. Balfour (93) Madrid, Oslo ve devamında 20 yıl süren başarısız müzakerelerdir ve halkın önünde müzakereciler tarafından bunların başarısız olduğu itiraf edilmemiştir. Öte yandan Mahmut Abbas Sirt’te (Libya) Filistin yönetiminin bir yalan olduğundan bahsetmiştir.
Balfour (93) yönetimin yalanıdır, mücadele ve özgürlüğün yalanıdır, yedi seçeneğin yalanıdır ve başka bir yalan daha doğuran yalandır. Bu nedenle Balfour (93) ne gerçek bir devlet ne de gerçek kurumların olduğu Batı Şeria’da devlet kurumlarının inşa edilmesi yalanıdır. Balfour (93) güvenlik koordinasyonu, direniş çalışmalarının başarısızlığa uğratılması, direnişe mensup olanların takibe alınması ve silahlarına el konulması, kovalamaca ve saklanmaya yeltenenlerin öldürülmesi yolunda çok iyi bir şekilde ilerlendiğinin kanıtıdır. Bu yolu tutanların vay haline!
Balfour (93) Goldstone raporunun kınanması ve 7. bölüm içine dâhil edilmesinin ve İsrail’e ceza verilmesinin engellenmesidir. Goldstone, İsrail’in boykot etme, yönetimi parasız bırakma ve ortaklıktan men etme tehdidi altında vatandaşların hakları hakkındaki ucuz bir pazarlıktır. Balfour (93)’te ortaklık, ulusal birlik, tam ve gerçek bir demokrasi, olgun bir uzlaşı ve geçmiş hatalardan ders alma yoktur.
Son olarak, Balfour (93) Arap acziyetidir. Bunun asıl nedeni de Filistin acziyetidir. Ümmet Aksa’dan, esirlerden ve kurtuluştan çokça bahsediyor ama bunun tam tersini yapıyor. Sonuç da öfke, kızgınlık, yenilmişlik, aldırmazlık, yalan, palavralar, yok olan bir vatan ve her geçen saniye haklarını kaybeden bir halk olmaktadır. Bunlar ümmetin hastalıklarının küçük bir kısmıdır. Ümmet ne bekliyor?
Filistin Başbakanı İsmail Heniyye'nin danışmanlarından ve Filistin gazetesi yazarı Dr. Yusuf Rezka'nın 2 Kasım 2010!da yayınladığı bu analiz, Gülşen Topçu tarafından İsrahaber için tercüme edildi. |