Pavlus’un yazılarında, kendisine yönelik tanımlamaları dikkat çekicidir. O, -yukarıda da değindiğimiz gibi- kendisinin bir seçkin, bir seçilmiş olduğunu belirtir. Daha ana rahmindeyken Tanrı tarafından seçilip görevlendirilmiş ( Gal. 1:15-16 ); İsa Mesih ve Baba Tanrı aracılığıyla elçi olarak atanmıştır ( Gal. 1:1-2). Şam vizyonundan itibaren sık sık Mesih ile irtibat kurmuş ve bu şekilde insanlara tebliğ ettiği tüm öğretileri Mesih’ten ya da Ruh’tan almıştır. Dolayısıyla onun misyon hareketi ya da öğretilerinin vaazı kutsal ruhun gücüyle, çeşitli mucizelerle desteklenen tanrısal işaretlerin yardımıyla gerçekleşmektedir (1 Kor. 12:28; Rom. 15:19).
Mektuplarında Pavlus, Mesih’i örnek aldığını ve onu kabul ettiğini söyler (1 Kor. 11:1; Gal. 4:14). Yukarıda tartıştığımız gibi, Mesih tarihsel İsa değil gökte Pavlus’a görünen ve daha sonra onunla iletişimi sürdüren metafizik tanrısal bir varlıktır; insanlığın tanrısal kurtarıcısıdır. Bu tanrısal kurt darıcı, Pavlus’un düşüncesine göre her ne kadar tarihsel İsa’nın şahsında bir zamanlar bedenleşmiş olsa da onun Mesihliğiyle ilgili tezahürler çarmıh olayı sonrası başlar. Dolayısıyla Mesih, insan bedeninde yaşayan ve ölen İsa boyutuyla belki tarihsel bir varlık olarak algılanabilir. Bu nedenle Pavlus tarihsel İsa’nın yaşantısına, muhtemelen Helenistlik cemaatten aldığı duyuma dayalı bir iki değini hariç hemen hiç söz etmez ve onun yaşamının örnek alınması noktasında hiçbir düşünceye yer vermez. Tam tersine o, bir ifadesinde bedenen (tarihsel olarak) yaşayan İsa’nın adeta devrini doldurduğunu ve kendilerini İsa’yı artık bu şekilde tanımadıklarını belirtir. Bununla onun, tarihsel İsa’nın yaşamı ve tebliğinin, kendileri için bağlayıcı olmadığı argümanını dile getirdiği açıktır. Öte yandan, Mesih’i örnek aldığını söyleyen Pavlus’un bu örnekliği neye dayanmaktadır? Zira o, Mesih’in kendisine metafizik boyutta göründüğünü ve mesajı ilettiğini iddia etmektedir. Dolayısıyla örnek aldığı Mesih’le ilgili söyleminin yegane kaynağı da kendisi olmaktadır.
Peki Pavlus, yegane kaynağı kendisi olsa bile cemaatini Mesih’e uymaya ve onu örnek almaya mı çağırmaktadır? Bu soruya verilecek cevap pek olumlu değildir. Gerçi Pavlus, Efeslilere mektubunda geçen bir ifadesinde cemaatine “Tanrıyı örnek alın” demektedir. Ancak ifadenin devamında bunu kendi Mesih doktrini ile irtibatlandırmakta ve Mesih’in insanları sevdiği ve bu yolda kendisini Tanrıya kurban olarak sunduğu gibi onların da ( cemaatinin de) sevgi yolunda yürümelerini istemektedir (Efes.. 5:1-2). Dolayısıyla burada örnek alınmasını istediği şey, kendi Mesih doktrinidir. Aynı durum 1 Sel. 1:6’daki ifadesi içinde geçerlidir.
Diğer taraftan Pavlus, mektuplarında her zaman kendisinin örnek alınmasını ısrarla vurgulamaktadır. Cemaatini “kendisini örnek almaya”, “kendisi gibi olmaya” çağırmakta ( 1 Kor. 4:16; Gal. 4:12; Filip. 3:17; 2 Sel. 3:7), “ben Mesih’i örnek aldığım gibi siz de beni örnek alın” (1 Kor. 11:1) demektedir. Bu örnek alma yalnızca inanç bağlamında değil yaşam tarzında da geçerlidir. Örneğin o, evlilik konusunda bütün insanların kendisi gibi olmalarının iyi olacağını ifade etmektedir (1 Kor. 7:7). Filipilere mektubunda ise şunları söylemektedir:
Benden öğrendiğiniz, kabul ettiğiniz, işittiğiniz, bende gördüğünüz ne varsa, onu yapın. O zaman esenlik veren Tanrı sizinle olacaktır ( Filip. 4:9).
Hatta Pavlus, yalnızca örnek alınmasını istemekle kalmamakta, insanların “tanrının bir meleğini” ya da “İsa Mesih’i” kabul ettikleri gibi kendisinin de o şekilde kabul edilmesine vurgu yapmaktadır (Gal. 4:14).
Pavlus’un mektuplarında, kendisine ilişkin tanımlamalarında onun güçleri ve nitelikleri ilahi kökenden kaynaklanan şeyler olarak değerlendirilir; dolayısıyla bunlar herkesin ulaşabileceği özellikler olarak görülmez. O, bir elçidir, Havaridir, seçkindir; Havariliği vahiyle gerçekleşmiştir ( Gal. 1:1, 15-16; 1 Kor. 1:1; Rom. 1:1). Onun yaydığı mesaj, tanrısal kökenlidir ( 1 Kor. 11:23; Gal. 1:11-12) ve o bu mesajı Mesih’in yetkisiyle insanlara iletmektedir (1 Sel 4:2). Bu nedenle, bu mesaja karşı çıkmak ya da bunu reddetmek Tanrıya karşı çıkmakla eş değerdir. Nitekim o, herhangi bir kimse hatta “gökten bir melek bile” insanlara bildirdiği bu mesaja ters düşen bir mesaj bildirse, ona lanet etmektedir (Gal. 1:8-9).
Bütün bu yaklaşımlarıyla Pavlus, karizmatik kimliği için gerekli uygun altyapıyı hazırlamaya çalışmakta ve örnek aldığını iddia ettiği Mesih’ten ziyade kendisini öne çıkarmaktadır. Diğer taraftan kendisinin Mesih’i ne kadar örnek aldığı da Bouttier’in söylediği gibi (Bouttier,Christianity according to Paul.s.56.) belirsizdir. Pavlus’un öğretilerinde örnek alınması gereken merkezi şahsiyet olarak kendisini ön plana çıkarması, esasen başarılı olabilmesi için kaçınılmaz bir durumdu. Zira, yaşadığı dönemde tarihsel İsa’yla birlikte olan ve onun söz ve davranışlarını ilk elden bilen tanıyan İsa’nın Havarileri ve diğer İsa takipçileri vardı. Bunların tarihsel İsa’nın mesajı doğrultusunda temsil ettikleri öğretilerin dışında, İsa’nın tanrısallaştırılmasını esas alan Tanrı Oğlu Rab İsa Mesih doktrinini savunan Pavlus bu fikirlerini elbette tarihsel İsa’nın yaşantısına dayandıramazdı. Dolayısıyla onun, cemaatine örnek yaşam tarzı olarak İsa’nın yaşamını salık vermesi, kendi öğretilerini savunulabilmesi karşısında aleyhte bir şey olurdu. Bu nedenle Pavlus, kaynak olarak tarihsel İsa’yı değil vizyonlarla kendisine göründüğünü ileri sürdüğü metafizik varlık Mesih’i esas aldı ve hitap ettiği insanlara Mesih’in vahyine mashar olan ve bunu yayan kişi olarak kendisine uymalarını her açıdan kendisini izlemeyi öğretti.
Değerlendirme
Günümüze miras bıraktığı değer ve düşünceleri ve temsil ettiği dinsel geleneğin oluşup yaygınlaşması için yaşamında gösterdiği büyük gayret nedeniyle Pavlus, bugün din tarihinde haklı bir yere ve şöhrete sahiptir. O, Şam vizyonu sonrası yaşamının yaklaşık son 30 yılını öğretilerini yayma çalışmalarına adayan ve öğretilerini yayma konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak çeşitli güçlüklere göğüs geren bir şahsiyettir.
Günümüz Hıristiyanlığının temel dogma ve düşüncelerinin geri planında Pavlus’un yaklaşımları yatmaktadır. Onun Kristosentrizmi, kurtuluş ve eskotoloji anlayışı, kozmolojisi, tanrısal hukuk ve egemenlik kavramlarına getirdiği yorumlar ve benzeri düşünceleri, günümüz Hıristiyan geleneğinin oluşup gelişmesinde temel rol oynamıştır. Bir bütün olarak Hıristiyanlık geleneğine ve değerlerine baktığımız zaman, gerek inanç ve öğretiler gerekse ritüeller açısından hemen her alanda Pavlus’un bakış açısını görmek mümkündür. Bu nedenle Pavlus, Hıristiyanlık tarihinin en önemli siması, hatta Hıristiyan dinsel geleneğinin hemen her alanına damgasını vuran merkezi bir figürdür.
Bir bütün olarak değerlendirildiğinde Hıristiyanlık, Pavlus tarafından geliştirilen bir din olarak karşımıza çıkar. Gerçi, Pavlus öncesi dönemde Hıristiyanlığını olmadığını, böylesi bir dinsel harekete o dönemde rastlanmadığını ve bu geleneğin ancak Pavlus’la birlikte ortaya çıktığını söylemek zordur. Zira, Yeni Ahit kaynaklarından hareketle, Antakya yöresindeki bazı Mesih öğretisi yanlılarının faaliyetleri nedeniyle oluşan cemaate Hıristiyanlar adı verildiğini ve Pavlus öncesi dönemde Roma, Korint, Efes ve benzeri çeşitli yerleşim merkezlerinde faaliyet gösteren Helenistlik İsa cemaatinin varlığını bilmekteyiz aynı şekilde Antakya’da Barnaba, Şam’da Hananya, Roma, Korint ve Efes’de Akvila, Priskila ve Apollos gibi çeşitli misyonerlerin bu dönemde Mesih öğretisi çerçevesinde faaliyetlerde bulundukları ve bir bakıma Pavlus’un çalışmalarına uygun zeminin oluşturulmasında önemli rol oynadıkları da bilinmektedir. Dolayısıyla Mesih öğretisine dayalı Hıristiyanlık hareketinin, Pavlus öncesi dönemde filizlendiği kesindir. Ancak bu filizi, görüş, düşünce ve yorumlarıyla besleyip büyüten ve onu 30 yılı aşkın çalışmalarıyla olgun bir dinsel gelenek halinde geliştirip sonraki nesillere aktaran kişi Pavlus’tur. O, yaşadığı dönemde Helenistik İsa cemaati tarafından savunulan inanç ve değerleri alarak kendi bakış açısı ve yorumları çerçevesinde değerlendirmiş ve böylelikle günümüz Hıristiyanlığının şekillenmesini sağlamıştır.
Çoğu kimsenin sandığının aksine tarihsel İsa ya da Miladi takvimin başlarında yaşayan İsa ise ne Pavlus’un öğretilerinde ne de bu öğretiler etrafında gelişen Hıristiyanlıkta merkezi bir figürdür. Tarihsel İsa, çağdaşı Yahya gibi insanın kötülüğün tahakkümünden kurtarılması, şeytanın yeryüzündeki saltanatının/egemenliğinin son bulması ve Tanrının, insan inanç, düşünce ve davranışlarına egemen olması mesajı yayan ve yaklaşan hesap günü konusunda halkı uyararak onları tövbeye ve Tanrıya imana davet eden bir kimsedir. O, eskatolojik bir elçi/uyarıcı, Tanrının birliğine, üstünlüğüne ve mutlak egemenliğine inan bir muvahhid ve toplumdaki sosyal çöküşe, elitler ve din adamı hegemonyasına karşı bir sosyal devrimcidir.
Diğer taraftan, Pavlus’un öğretilerinde yer alan merkezi figür Mesih İsa’dır. Mesih İsa, varlık öncesi var olan tanrısal bir figürdür; Tanrı Oğlu’dur; insanlığın ilahi kurtarıcısı olan Rab’dir. İnsanlığın hukuk-günah-ölüm kısırdöngüsünden kurtarılması amacıyla bedenleşen, sonra ölen ve yeniden dirilen bir tanrısal varlıktır; görünmez Tanrının görüntüsüdür. İleride, insanlığın kurtuluşuna yönelik ilahi planı gerçekleştirmek üzere yeniden yeryüzüne gelecektir. Pavlus tarafından ön plana çıkarılan bu Mesih figürünün gerek varoluşsal gerekse fonksiyonel açıdan tarihsel İsa ile bir ilişkisi yoktur. Dolayısıyla Pavlus’un öğretilerinde tarihsel İsa’nın yaşantısına ve yaşamında temsil ettiği mesajına fazla yer verilmez. Zira önemli olan, çarmıh hadisesi sonrası dönem ve bu döneme damgasını vuran Mesih’tir. Pavlus, bu tanrısal varlık tarafından elçi olarak seçilmiş ve ilahi sır olan Mesih sırrı ona vahiy aracılığıyla bildirmiştir. Pavlus’ta olduğu gibi, Pavlus’un düşünsel mirası olarak günümüze kadar gelen Hıristiyanlıkta da merkezi figür Tanrı Oğlu İsa Mesih’tir. Hıristiyan geleneğinin temel dogmaları bu Mesih inancı temelinde gelişip şekillenmiştir.
Farklı mezhepleri bir bütün olarak ele alındığında, bağlıları yönünden günümüzdeki en yaygın dinsel gelenek olan Hıristiyanlığın iyi anlaşılıp tahlil edilmesinde, bu dinin teşekkül edip geliştiği Miladi ilk yüzyılların ve bu bağlamda Pavlus araştırmalarının önemi büyüktür. Pavlus teolojisi ve etiği üzerine yapılacak müstakil çalışmalar, Hıristiyan inanç ve öğretilerinin daha iyi kavranmasını sağlarken; Pavlus’un içinde yaşanılan sosyal-siyasal çevreye yönelik düşüncelerini ve otorite anlayışını konu edinen çalışmalar ise günümüz Hıristiyan toplumlarının sosyal-siyasal yapılarını irdelemeye yardımcı olacaktır.
Prof. Dr. Şinasi Gündüz, Pavlus/Hıristiyanlığın Mimarı, Ankara Okulu Yayınları, Ankara 2001.
medeniyetmektebi.org