|
Selam olsun Kurbanlıklarını adamak için Mekan olarak Kerbela’yı seçenlere!
Selam olsun Kurban zamanını Aşura olarak seçenlere!
Selam olsun yeryüzünün her yerini Kerbela addedenlere!
Selam olsun hergünü Aşura addedenlere!
Ve selam olsun Kerbela’yı ve Aşura’yı Mekan ve Zaman addetmeyenlere!
Kerbela Kervanı; kapkaranlık çöl gecelerinin tenhasında en ıssız ve ulu çöllerin ortasında kendine hayatta kalma çabası veren, nereye gideceğini bilmeyen, hali bölye iken, acımasız iklim şartlarının yolunu engellemeye çalıştığı, ama yolundan sapmak nedir aklına dahi getirmek istemeyen, garip ve bir o kadar da hüzünlü gece yolcusunun terennümü değildir.
Kerbela kıyamı; Kahpeliklere, kalleşliklere, dost görünüp düşman safında yer alanlara, benden bildiklerim deyip bağrımı açtıklarıma! Kendilerini benim adıma kapalı kapılar ardında pazarlayan ucuz pazarcılar’a açılan isyan nidalarının patlayışı da değildir!
Kerbela yolu; Nice binyıllar yolunun bindebirlik yolculuğunu yapan yolcuların duygularını anlatmaktan ziyade, yolun kendisi için terennüm edilmiş harflerin bileşkesinden meydana gelmiş kelimeler dizesi de değildir. Aşura merasimi; Hafız'ın, Mevlana'nın, Mutahhari’in, Şeriati’nin ve daha nicelerinin yolunun yol güzergah'ını takip eden garip bir yolcunun hal tercemesi demi değildir? Evet değildir!
Nedir Kerbela? Nedir Aşura?
Kerbela ve Aşura; En çağdaş silahlara karşı “silahı dua”dan başka bir şeyi olmayan mazlum ümmetin hal tercemesidir kimi zaman. Kimi zaman da “sözün silahtan daha tesirli” ve öldürücülüğünün bilincinde olmak, değilse bu bilinçle donanmaktır.
Kerbelayı anmak ve anlamak; Telgıraf, telefon,rotatif, sanal iletişim ve uydu çağının “Kripto diplomasi”si kalleşliklerine karşı yalın bir halle “direk haykırış”tır, mazlumların safında zalimlere karşı.
Aşurayı anlamak, Huseyn’in misyonunu sahiplenmek, hiç bir millet, mezhep, ekol, vs. Oluşumların tekelinde değil ve olamaz’da! Zira Aşura kıyamı, var olan bütün bu oluşumları bünyesinde cem ederek onlara sunulan islam’ın iksiridir.
Aşura yada Kerbela kıyamı, islam ümmetine özgürlüğün yolunu açacak, bütün değerleri bünyesinde barındıran insanlık tarihinin belkide en şanlı kıyamıdır. Yeterki insanlık camia’sı bir kez daha Aşuranın tefsirine ulaşabilsin. Bu gayret ve hamiyet islam ümmetinin muvahhid erlerinin özünde var ve islamın İzzet ve Şerefini koruyacak bir potansiyelin “öncü kadroları”dır bunlar!
Aşura; senede bir gün ağıtlar yakılıp sine dövme merasimi değildir! Aşura bir çorba merasimi hiç değildir! Aşura, Huseyn’in ve yarenlerinin şeb-i aruz’udur! Aşura, Kerbela serbederanlarının destan yazdığı bir “eyyamullah”tır. Ve Aşura kıyamının gizemi Zeyneb-i Kubra’nın feryadı figanı ile şu ölümsüz ve tarihi nida da saklıdır. Bu feryat ve nidanın muhatabı sözsel olarak Ceddi Resulullah (s.a.a)’e ise de, mana ve maverada bana, sana, bizedir!
Nedir o nida?
“Ey Muhammed’im! Sana göklerdeki melekler salatu selam getiriyorlar. Bu senin Huseyn’indir şu otsuz bozkır çölde tozlara, topraklara, kanlara bulanmış, a’zaları kesilmiş yatıyor.
Ey Muhammedim! Senin kızların esir edilmiş, zürriyetin hep öldürülmüş. Sabah yelleri onların üzerine toz toprak savuruyor.”
…Ve Kerbela, bir mekandan ziyade bir İlahi destanın yazılış sahnesidir. Kerbela’yı anlamak ve anlatmak, Kalemi kanlı katil müstekbir araştırmacıların ilgi alanı hiçmi hiç değildir! Zira, iman etmeyen “Kuru Akıl ehli”nin anlayamayacağı bir destandır!
Kerbela ve Aşura; Kanlı ağızlarıyla barıştan dem vuranların şa’şaalı ve cafcaflı sözlerin arkasındaki “gizli kripto”yu anlayamayan fikir Mazlum’larını uyutma terennümü hiçmi hiç değildir!
Hürriyet ve Azadeliğin sembolü olan Huseyn’in yolun mensuplarının bu tuzağa düşmeleri ise başlıbaşına hazin bir olaydır.
Ve bu hüzünlülük, yeryüzü zalimlerinin kurbanları olan mustaz’afların karşısındaki sahte kuvvetin zalim ve zorbaların sahip oldukları “imkan ve gücün gerçekte Mazlum’ların olduğunu” anladıkları gün onlarin sonunun başlangıcı olacak ve bitecektir!
Kimdir Huseyn?
“Heyhat! Mine z Zille” dir. En Devrimci değiniler çürük kalır yanında!
Kimdir Huseyn?
‘’Ben ölümü saadet, ve zalimlerle yaşamayı zillet olarak görüyorum’’ diyendir. En Kahraman insan’a ürkütücü gelir ölümü saadet bilmek, toprağın altını üstünden hayırlı bilmek, yeğ tutmak!
Kimdi Huseyn?
Sünnü idi ki; Ceddi(s.a.a)’nin sünnetinin ihyası için bütün varlığını feda eden. Hayır; Huseyn şia idi, Kıyamı Ali(a.s) gibi idi! Ali’nin kıyamı olan yolu devam etti. Hayır; Huseyn hem şia hem sünnü idi?!
Haayır, hayır! Huseyn (a.s) Adem’den Hatem’e (Allah’ın selat ve selamı hepsine olsun) kadar bütün “ilahi önderlerin varisi” idi.
“Bu verasetin özünde bütün ümmetin vahdeti yatar”. Bundan dolayı her dönemin Yezit’leri İmam Huseyn’i karşının yarısı, diğer yarısına da ötekine ait değer olarak kabul ettirmeye çalışmışlar!
Huseyn ümmetin tamamınındır. Bugün ümmetin Aşurası, islam aleminin kerbelası, hergün ve her yeridir.
Gerçek sorunların sahte varisleri olan kadife koltuklarda oturmakla övünen, islam ümmetinin çıkmazını muğlak vede sadece teorik olarak çözme zahmeti çeken ve kendilerini “Alimler peygamberlerin varisleridir“ hadisine şamil gören, fikren ve zikren kıtlık içinde yaşayan ve bu yaşantıyı, kendilerini gurur ve iftiharla nimetler deryası içinde yüzenler olarak göstermemeye çalışanlara karşı bir serzeniş, bir haykırış, bir başkaldırı, bir isyan, bir protesto, bir ilan-ı harp ise hiç mi hiç değildir!?
Bugüne dek, gerek Filistin ve gerek diğer Mazlum halkların sahte önderleri de aynı demogoji’lerle sahneye çıkmamışlar mıdır?
Tarih; iyi ile kötüyü ayıracak en iyi Rafineridir. Tarih; haklı ile haksızı net bir şekile ayıklayıp ayıramasa dahi, temiz fıtrat sahipleri elbette gelecekte tarihin tozlu rafları arasına serpiştirilmiş hakikat karelerini bir araya getirerek bu tabloyu oluşturacaktır.
Kerbela’da toprağa düşen her nefh’a zamanın en son anına dek Adem evlatlarına diriltici bir Ruh olarak geri dönmüştür! Öyle bir Ruh ki; zaman bunu hep yaşatmştır! İslam tarihindeki onurlu kıyamlar bunun en güzel ve en açık nümune’sidir. Yüzler, binler yıl sonra dahi yeryüzünün en doğusundan en batısına, Akl-ı selim insanlar ve hür vicdan sahipleri, üstü örtülmek istenen bu hikmet kıyamının gerekçeleri ile ilgilenmiş, irdelemiş, tahlil etmiş. Sonuçta İnsan’i değerler için yegane kıyam abidesi olarak kabul etmiş ve onun bayrağını yeniden yükseltmitir!
Nitekim islam ümmetinin inkilabçı ekol talebeleri farkında olsun olmasın tarihin her döneminde mutlaka Huseyn’in Kerbela-i eğitim dersinden bir nebze de olsa susuzluğunu gidermiştir.
Ve ’’Her yer Kerbela ve her gün Aşura’’ olmuş iken!...
Devam edecek…
Muhammed CAN
mcan@hotmail.de |