Adalet,Allahın her şeyi yaratıp hayatiyetini devam ettirirken,yaratıklarını insana müsahhar kılarken,maddi-manevi ihtiyaçları sunarken tezahür ettirdiği,ölçü ve merkezi fiil saik olarak muvafık bulduğu,zerreden küreye yarattığı her varlık,olay ve duruma uyguladığı ve bağlı kıldığı/en temel dayanak noktası olarak öğrettiği ince hesap;tarihi,sosyal,siyasi,iktisadi,hukuki vs her alanda en temel mihrak.Her an ve alanda,her durum ve açıda daima gözetilmesi en zaruri,en olmazsa olmaz ve vazgeçilmez değerler hiyerarşisi.Tüm artı-eksi değişim ve dönüşümlerin,oluşum ve gelişimlerin yapı olarak varoluşunu dayandırmak zorunda olduğu vazgeçilmez unsur.
Adalet,islamın tüm hüküm,talimat ve mesajıyla velhasıl bütünüyle bağlı olduğu ve beslendiği de bir temel mefhum.Tabi ki islamın evrensel bir din olmasından ötürü ilgilenmediği bir alan ve kılavuzluk etmediği bir durum olmaması aksiyomundan hareketle temel ve tali kaynaklarında geçen bilgi ve yönlendirmelerin mana,muhteva,ruh ve makasıdında her alana dair adli unsurlar taşıması kaçınılmaz bir gerçek ve bu alanlardan birisi de siyasi yada global anlamda her milletten ekseriyeti oluşturan insanlığın hasretini çektiği,ihtiyaç duyduğu adalet.Birkaç devletin,ailenin ve/veya şirketin birçok alanda hükümran olduğu ve asla insani,vicdani,hukuki,tevhidi vs. olmayan özellikteki uygulamaları yönledirme gücünü kötüye kullandığı gerçeğinin pratiğe yansıyan çirkin ve ürperten görüntüleri hep adalet mekanizmasının global anlamda korkunçluğunu ve istikbale dair gönüllü ve güçlü kuruluşlarca çok şeyler yapılmasını zaruri kılıyor.
Peki adalet dine(İslam) mi dayan(dırıl)malı,dindışı sistemlere mi yoksa adalet olsun da nereye dayan(dırıl)sa dayan(dırıl)sın mı?Adaletin oluşması için dinin başka hiçbir sistemde ve ideolojide bulunmayan dönüştürücü ve etkileyici gücüyle tam bir hakkaniyetle kuşatıcı ve insanlığın lehindeki talimatları ve teorik mesajlarıyla pratik hayat arasında paralellik kurulması için söylemler oluşturulması;tarih boyu insanlığın edindiği doğru ve kesin bilgi ve tespitlerden yararlanılması,geniş kitlelerin ortak tecrübesi değerlendirilmesi;objektif ve kaliteli,samimi,ciddi ve anlayışlı duruşlar sergilenmesi gerekir.
Tevhidden yoksun,ilahi rehberlik ve terbiyeden,ilahi yargılama imanından,dini-ahlaki müessir içsel denetimden ve şuurdan uzak,seküler ve dayanaksız/köksüz bir yapıyla ve duruşla asla üstesinden gelinemeyecek bir tarzda ‘adalet olsun da nereden gelirse gelsin,nasıl olursa olsun’anlamına gelecek yaklaşımlar insanlığa çok şeyler kaybettirecek,kaybettirmeye devam ettirecektir.
Devletin imanı olmaz tabi ama devletlulerin olmalı ki adalet devletinden bahsedilsin ve bu hususta insanlar emin olsun…
Yazarımızın Diğer Makaleleri :
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK FENOMENİNE DAİR
Teyakkuz Frekansı (Aforizma Denemeleri)
Kur'an Risalesi